
31 Mayıs 2009 Pazar
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Stoke City'nin Vialli'si Scholes olabilir mi?

Stoke City'den Scholes'a futbolcu-antrenörlük teklifi geldi.Scholes henüz kararını vermiş değil ama bu teklifi kabul etmesi olası bir ihtimal .Zaten bu sezon Manchester United'de eskisi kadar şans bulamadı.Stoke City bu teklifiyle Scholes'a büyük sorumuluk vermeye hazır oduğunu gösteriyor.Peki Scholes bu sorumluluğu kaldırabilir mi?
Bu yaz antrenörlük belgesi almayı planlayan Scholes için bu teklif cazip görünebilir.Ayrıca ailesi Manchester'da bulunan Scholes için Stoke uzak bir yer değil ama uzun yıllarını Manchester'a ayırmış bir futbolcunun kulübünden ayrılması kolay olmasa gerek.Bakalım antrenörlük belgesi almayı planlayan Scholes'un ilk çalıştıracağı kulüp Stoke olacak mı?
29 Mayıs 2009 Cuma
Gourcuff Bordeaux'la 4 senelik anlaşma imzaladı

Bu sezon oldukça başarılı bir performans göstererek yılın futbolcusu seçilen ve takımının ligde lider sırada bulunmasına büyük katkı yapan Gourcuff klübüyle 4 senelik anlaşmayı imzaladı.Bu sezon başı A.C Milan'dan kiralık olarak alınan Gourcuff'un sözleşmesinde bulunan 15 milyon avro karşılığında satın alınabilme maddesi sayesinde Bordeux'un futbolcusu oldu.Gourcuff takımında kalmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi. Ayrıca takımının ve teknik direktörü Laurent Blanc'ın da kendine verdiği güvenin takımda kalmasında etkili olduğunu sözlerine ekledi.
Bordeaux için harika bir transfer ve Milan gibi formsuz ve yaşlı oyunculardan kurulu bir takımın bu oyuncuyu da elinden çıkarması ilginç.Bütün sezon boyunca göstermiş olduğu performansla seneye Milan'a büyük katkılar sağlayacağı düşünülen futbolcu bu transferle bu görüşü savunan futbolseverleri de biraz olsun şaşırttı.
Gelecek Sezon 17 Takım !
28 Mayıs 2009 Perşembe
İşte taraftar işte şampiyon!!!





Bu takım bu karşılamayı sonuna kadar haketti.Barcelona taraftarları kendilerini şüphesiz dünyanın en şanslı taraflarları olarak görüyorlar ve bunu da takımlarına göstermekten geri kalmıyorlar.Üstü açık otobüsleriyle tüm şehri dolaşıp ellerindeki kupayla hava atan Barça bu güzel şehir turunu Nou Camp'a vararak sonlandırdı.
Deco İnter'e mi?

Deco ingiliz gazetesi The Sun'a İnter'le görüştüğünü itiraf etti.Bu sezon başı Chelsea'ye transfer olan fakat Scolari'nin görevini bırakmasıyla yetim kalan ve forma şansı bulamayan Deco eski hocası Mourinho'nun takımı İnter'le birlikte tekrar çıkış yakalayacağı görüşünde.Mourinho ise bir portekizliyle ilgilendiklerini kabul etmişti ama bunun kim olduğuğnu söylememişti bu futbolcunun artık daha az forma şansı bulan Ricardo Carvalho olması' da muhtemel.Kim bilir Mourinho belki de eski öğrencilerini özlemiştir.
En iyisi İniesta...


Herkes dünyanın en iyi futblcusu için Cristiano Ronaldo'yla Messi'ye odaklanırken, Wayne Rooney dünkü maçta İniesta'nın performansından fazla etkilenmiş olucak ki onu dünyanın en iyisi yaptı.Ronney İniesta için "Barcelona mükemmel bir takım ve benim düşüncem Andreas İniesta dünyanın en iyi futbolcusu ,o inanılmaz " yorumunu yaptı ayrıca Barcelona'yı da övmekten kendini alamayan Rooney Barça içinde "çok büyük bir ekip ,çok iyi pas yapıp size top yüzü göstermiyorlar.eğer iyi gününüzde değilseniz sizi kolayca cezalandırıyorlar bizimde başımıza gelen tam olarak buydu "dedi.
Şampiyonların Şampiyonu BARCELONA!!!





Barcelona kupaları süpürmeye devam ediyor.İspanya Kral Kupası, La Liga Şampiyonluğu derken son olarak dün gece favorisi olarak çıktığı Şampiyonlar Ligi final maçında Manchester United’ a karşı üstün bir futbol sergiledi ve Avrupa ‘nın en değerli kupasını da müzesine götürdü.Bir takım için bundan daha parlak bir sezon düşünülemez.Özellikle Guardiola’nın teknik direktörlük kariyerinin ilk senesi olmasına rağmen bu kadar üstün bir başarı elde etmesi ayrıca alkışlanılması gereken bir unsur.
Maçın başında Manchester United’in daha baskılı ve istekli oyunu Barcelona’nın 10. dakikada Eto’o nun ayağından gelen golden sonra yerini daha kısır bir futbola bıraktı.Bu dakikadan sonra Barcelona en iyi yaptığı işi yaptı ve uzun süreli pas trafiğiyle rakibe top göstermedi .Orta alandaki İniesta ve maçın adamı seçilen Xavi’nin üstün performansları ve iyi top saklayıp rakibi bozmaya yönelik oyun tarzları kırmızı şeytanların oyun kurmasına da engel oldu .Kanatları hemen hemen hiç kullandırmayan Barcelona cezalı oyuncuları Dani Alves ve Eric Abidal’i nerdeyse hiç aramadı . İngilizlerin defansın arkasına top sarkıtma planları da Barcelona defansının başta Pique olmak üzere iyi bir performans sergilemesiyle ve başarılı kademe anlayışıyla suya düştü.Maçta kendisinden çok şey beklenen Cristiano Ronaldo ise zaman zaman Puyol’a fazla vakit ayırması dışında, uzaktan attığı şutlarla etkili olmaya çalıştıysa da bu skoru değiştirmeye yetmedi.İlk yarının 1-0 sona ermesiyle ikinci yarı daha çok risk alan İngiliz ekibi Andersson’u çıkararak yerine Tevez’i oyuna soktu ve orta sahasında daha çok boşluk vermeye başladı.Zaten güçlü bir orta sahası olan Barcelona için futbol artık daha keyif verici olmuştu ve dakika 70 te muhteşem bir zamanlamayla sahneye Messi çıktı. Xavi’nin yaptığı ortaya kısa boyuyla yükselerek güzel bir kafa vuruşu yapan Messi takımını iyice rahatlattı.Bu dakikadan sonra Guardiola Henry’i çıkararak yerine Keita’yı aldı ve kalan dakikalarda skoru korumak adına orta sahasını iyice güçlendirdi.Ferguson ise Berbatov ve Scholes’u oyuna alarak etkili olmaya çalıştıysa da bir kaç duran top pozisyonu ve Ronaldo’nun önüne düşen topta Valdez’i mağlup edememesi dışında etkili olamadı.Barcelona ise Puyol’la net bir gol girişimiden sonuç alamadı ve maçı Barcelona 2-0 kazanarak bir kez daha tarihe geçti.
Bu sonuçla Manchester United şampiyonlar ligindeki 25 maçtır yenilmeme unvanını yitirdi ve üst üste iki defa şampiyonlar ligi şampiyonu olan tek takım olma fırsatını da kaçırdı.Barcelona’da Messi ise bu sezon şampiyonlar liginde attığı 9 golle gol kralı oldu
27 Mayıs 2009 Çarşamba
Gol Atmaması İçin Dua Etmeliyiz !

Manchester United'ın başarılı orta saha oyucusu Anderson Luís de Abreu Oliveira UEFA Şampiyonlar Ligi final karşılaşmasıyla alakalı ilginç bir söz verdi.Genç oyuncu Barcelona'ya finalde gol atması halinde sahanın ortasında striptiz yapacağını belirtti.
Bundan izleyiciler olarak mutlu olmalımıyız, yoksa gol atmaması için dua mı etmeliyiz bilemiyorum,ama en azından ben maçı stadta islemeyeceğim için kendimi şanslı hissediyorum...
26 Mayıs 2009 Salı
BU FİNAL BAŞKA FİNAL !

Devler liginin sahibi yarın akşam Roma’da belli oluyor bir yanda la liga şampiyonluğunu geçtiğimiz hafta kutlayan ve bu sezonki İspanya Kral kupasınıda müzesine götüren Guardiola’nın Barçası diğer yanda şampiyonlar liginde oynadığı son 25 maçını kaybetmemiş geçen senenin şampiyonu kırmızı şeytanlar…
Aslında bu sezonki performanslara baktığımızda kupa birin finaline bu iki takımdan daha çok yakışacak başka bir aday yok gibi.Başka bir deyişle Stadio Olimpicio yarın akşam 21.45 te avrupanın en formda gladyatörlerinin kapışmasına sahne olacak.
Bu maçla birlikte dünyanın en iyi iki futbolcusu olarak gösterilen Messi ve Ronaldo’nun da karşı karşıya gelmesi maçı daha da ilgi çekici bir hale sokuyor gerçi bundan iki ay önce Thierry Henry bu tartışmaya bir açıklık getirmeye çalışmış ve Cristiano Ronaldo’nun takım arkadaşı Messi’den daha iyi olduğunu söylemişti ama bu tartışmaya karşıt görüşle bakanların sayısı da oldukça fazla.Zira bu sezonki performanslara baktığımızda Messi’nin bir az daha önde olduğunu görebiliriz.Messi’nin bu sezon Ronaldo’dan daha fazla gol ve asist yaptığını söyleyebiliriz ayrıca Messi'nin top sürmedeki başarısı da gerçekten tartışılmaz ve bu konuda Ronaldo’dan daha iyi olduğunu söylesek çokta yanılmayız peki Ronaldo’nun artıları neler? Adam geçme konusunda tekniği ona büyük kolaylık sağlıyor ayrıca uzaktan atmış olduğu şutlar kaleciler için her zaman tehlike yaratabiliyor ve bu maçtaki kalecinin Victor Valdez gibi hala daha tartışılan bir kaleci olduğunu düşünürsek bu tehlikenin boyutunu daha da arttırıyor. Messi’nin bu konuda Ronaldo’ dan daha iyi olduğunu söylemek son derece anlamsız olur . Kimin daha iyi olduğu tartışması aslına bakarsanız sonu gelmeyen bir tartışmadır ama şu gerçek ki bu iki futbolcuyu aynı sahada karşı karşıya izlemek futbolseverler için bulunmaz bir nimet.
İki takımdaki cezalı futbolculara baktığımızda katalan ekibinin daha dezavantajlı olduğunu söyleyebiliriz . Savunmanın sağ ve sol bekinden yoksun çıkacak yarın akşam Barcelona sahaya. Sağ kanattaki Daniel Alves ve sol bekteki Eric Abidal Chelsea maçında gördükleri kartlarla finalde oynama şansını yitirmişlerdi.İngiliz ekibinde ise sadece Fletcher kart cezası nedeniyle oynayamayacak.
Maçtan önce konuşma yapan Barcelona’nın savunma oyuncusu Pique ‘’Durdurulamaz bir Rooney en büyük korkumuz’’ dedi ve konuşmasını şu sözlerle sürdürdü’’"Formundaysa, onu durdurmak imkansız. Onun kadar güçlü bir futbolcu hayatımda görmedim. İlk dakikada başlıyor, son dakikaya kadar inanılmaz bir enerji ve güç’’ Pique’nin bu sözlerine bakılırsa Ronaldo Messi kıyasından çok onu Rooney’nin performansı ilgilendiriyor işinin kolay olmayacağı açık bir şekilde ortada. Zaten bunu kendiside söylüyor.Aynı endişenin Ferdinand veya Vidic için geçerli olmadığını da bilemeyiz zira Eto, Henry ve Messi üçlüsünün bu sezonki gol sayısı ve göstermiş olduğu performans bütün savunma oyuncularına korku verebilecek cinsten bir performans.
Bugüne kadar iki takımın yapmış olduğu 9 maçın 3ünü Manchester kazanırken İkisini Barcelona kazandı ve 4 maç berabare sona erdi.İki takımda daha önce bir kez daha bir Avrupa kupası finalinde karşı karşıya geldi. 1990-91 sezonunda 15 Mayıs 1991'de Hollanda'nın Rotterdam kentinde Kupa Galipleri Kupası finalinde karşı karşıya gelen iki ekibin mücadelesinde maçtan galip çıkan 2-1 lik skorla Manchester United olmuştu. Bakalım yarın akşamın galibi ve kupayı kaldıran ismi genç Guardiola’nın Barçası mı? Yoksa Sir ün Kırmızı Şeytanları mı olacak?
A.S. Livorno Calcio

1587' de "leggi livornine" yani Livorno yasasıyla başlamıştı herşey...
"açık şehir" ilan edilmişti Pisa'nın şirin kasabası Livorno.hangi ulustan olursan ol, ister korsan ol
ister hırsız, istersen siyahi istersen beyaz ! herkese açıktılar ayrım yapmaksızın...herkesin dini
kendineydi bu liman kasabasında.Böyle geldiler bugünlere.senelerce SOL un kalesiydi onlar !
hani şu herkesin sahiplendiği meşhur kale onlarındı işte gerçekte !
Livornolular sevmez teknolojiyi çekiçtir,oraktır onlarınn teknolojiden anladıkları.
Dünyadaki en KIZIL şehirdir Livorno.Formalarıda şehrin rengine bürünmüştür.tribün
Livornoluların düşüncelerini haykırdığı platformdur.Foyasını çıkartmışlardır çoğu taraftar grubunun.pek sevilmezler "doğrucu davut" kimliklerinden ötürü ! ama sevmeyenlere nazaran
sevenleri daha büyük oranda artmaktadır.B.A.L grubu duyurur sesini tüm dünyaya.Otonom Tugayları açılımıyla bu taraftar grubu adından söz ettirmeye devam edecektir.
Playofflarda başarılar Livorno.Senin yerin Serie A ...
Gomez Bayern 'de

Bayern Munich zayıf bölgelerine takviye yapmayı bir kenara bırakıp forvet transferi yapmaya devam ediyor.sezon ortasında hücum hattına alınan İvica Olic'ten sonra bugünde VfB Stuttgart ın yıldız oyuncusu Mario Gomez ile anlaştığını duyurdu.
Gomezde yaptığı açıklamada Bayern formasını giyeceği için çok heyecanlı olduğunu söylerken "Bayern Münih, çok özel bir takım. Lig şampiyonluğu ve Avrupa Şampiyonlar Ligi için elimden gelenin en iyisini yapacağım" ifadelerini kullandı.
Almanya Milli Takım formasını da giyen Gomez bu sezon ligde 24 gol kaydetti.
Türk Lokumumuz Hoşçakal !

İngiltere'nin Blackburn Rovers takımında 8 yıldır forma giyen Tugay Kerimoğlu, takımının İngiltere Premier Ligi 'nde West Bromwich Albion ile oynadığı maçta futbola veda etti.
Beraberlikle sonuçlanan maçın 85. dakkasında oyundan alınan oyuncumuz, tugay maskeleri takan taraftarların ayakta alkışıyla birlikte futbola veda etti.oyuncumuz taraftarın bu jestine karşılık bütün tribünleri koşarak selamladı.Bunun üzerine ingiliz taraftarların "Türk Lokumumuz Hoşçakal" şeklinde tezahürat yapmaları stadta duygu dolu anlar yaşanmasına sebep oldu.
Helenio Herrera ve Catenaccio
(10 nisan 1910 Buenos Aires - 9 kasım 1997 Venice)Arjantin doğumlu olan Herrera, ailesinin Fransaya göç etmesiyle Fransız vatandaşı oldu. Sönük geçen futbolculuk kariyerinde 2 kez Fransa milli takım formasını giydi, zaten Herrera’yı Herrera yapan futbolculuğu değil, başarılar ve yeniliklerle dolu olan teknik direktörlük kariyeridir.



